İçeriğe geç
ORSEN
tren

Otomasyona nereden başlanır?

Her tekrar eden iş otomatikleştirmeye değmez. Hangi işin buna değdiğini bulmanın basit bir yöntemi ve ilk projede kaçınılacaklar.

3 dk okuma

Otomasyon projelerinin çoğu yanlış işle başlıyor. En görünür iş seçiliyor, en çok acıtan değil.

Aşağıda, hangi işin gerçekten otomatikleştirmeye değdiğini bulmanın basit bir yöntemi var.

Önce ölçün: üç sütunluk bir tablo

Bir hafta boyunca ekibin tekrar eden işlerini üç sütunla not edin:

| İş | Sıklık | Süre | |---|---|---| | Günlük satış raporu hazırlama | Her gün | 25 dk | | Sipariş bilgisini muhasebeye girme | Günde ~15 | 3 dk | | Teklif dosyası hazırlama | Haftada 8 | 20 dk |

Sıklık × süre, yıllık kaç saat ettiğini veriyor. Bu tablo olmadan alınan otomasyon kararları neredeyse her zaman yanlış işe gidiyor.

Sonra eleyin: dört kriter

Yüksek saat sayısı tek başına yeterli değil. Aday işin şu dördünü de karşılaması gerekiyor:

Kuralları net mi? "Duruma göre karar veriyoruz" diyorsanız, önce o kararın kuralını yazmanız gerekiyor. Yazılamayan kural otomatikleştirilemez.

Girdi yapılandırılmış mı? Sabit alanları olan bir formdan veri almak kolay; serbest metinden çıkarmak zor (ama mümkün).

Hata pahalı mı? Yanlış giden bir muhasebe kaydı ile yanlış etiketlenmiş bir e-posta aynı şey değil. Riskli işlerde insan kontrolü kalmalı.

Değişme ihtimali var mı? Altı ay sonra tamamen değişecek bir süreci otomatikleştirmek boşa emek.

İlk projede kaçınılacak üç şey

En büyük süreçle başlamak. İlk proje öğrenme projesi. Küçük, sonucu net bir işle başlayın; güven oluşunca büyütün.

Eski yöntemi hemen kapatmak. Yeni akışı bir süre eskisiyle paralel çalıştırın. Sonuçlar tutuyorsa eskisini kapatın. Bu, geri dönüşü olan bir geçiş sağlıyor.

Hata durumunu düşünmemek. Otomasyon bir gün duracak. Bağlantı kopacak veya servis yanıt vermeyecek. O anda ne olacağı baştan tasarlanmalı: uyarı gitmeli ve elle müdahale yolu açık olmalı. Sessizce kaybolan iş, otomasyonun en büyük riski.

Otomasyon her zaman doğru cevap değil

Bazen doğru cevap şu: süreci otomatikleştirmek yerine ortadan kaldırmak.

Sık karşılaştığımız örnek: "Bu raporu her gün elle hazırlıyoruz, otomatikleştirelim." Sorduğumuzda raporu kimsenin okumadığı ortaya çıkıyor. Otomatikleştirmek yerine kaldırmak, aynı zamanı kazandırıyor ve hiçbir şeye mal olmuyor.

Otomasyon projesine başlamadan önce her adım için sorun: bu adım gerçekten gerekli mi?

Beklenen sonuç

İyi seçilmiş bir ilk otomasyon projesi genellikle şunları getiriyor:

  • Tekrarlanan işin ekibin gününden çıkması.
  • Elle veri girişinden kaynaklanan hataların azalması.
  • Verinin tek yerde ve güncel kalması.

Bunlar somut kazanımlardır ama yüzdeyle ifade edilemezler, çünkü her işletmede farklı çıkıyorlar. Ölçtüğünüz tablo, kendi sayınızı verecek.

Otomasyonun üç seviyesi

Otomasyon tek bir şey değildir. Aynı süreç üç farklı seviyede otomatikleştirilebilir ve maliyetleri çok farklıdır.

Seviye 1: Bildirim. İş yine elle yapılıyor ama sistem ne zaman yapılması gerektiğini hatırlatıyor. En ucuz seviyedir ve şaşırtıcı biçimde çoğu problemi çözüyor.

Seviye 2: Hazırlama. Sistem işi hazırlıyor, insan kontrol edip onaylıyor. Teklif taslağı oluşturmak, fatura verisini hazır hâle getirmek buna girer. Riskli süreçler için doğru seviye budur.

Seviye 3: Tam otomatik. İnsan hiç devreye girmiyor. Yalnızca kuralları tamamen net ve hatanın ucuz olduğu işlerde tercih edilmelidir.

Çoğu işletme doğrudan üçüncü seviyeye atlamak istiyor. Oysa birinci seviyeden başlamak hem çok daha hızlı sonuç veriyor hem de sürecin gerçekte nasıl işlediğini ortaya çıkarıyor.

Otomasyondan sonra ne değişir?

Sık gözden kaçan bir nokta var: otomasyon işi ortadan kaldırmıyor, işin türünü değiştiriyor.

Veri girişi yapan kişi artık veri girmiyor ama sistemin doğru çalıştığını kontrol ediyor ve istisnalarla ilgileniyor. Bu yeni işin de birine tanımlanması gerekiyor. Tanımlanmazsa otomasyon sahipsiz kalıyor ve ilk ciddi hatada terk ediliyor.

Bu yüzden her otomasyon projesinde şu soruyu baştan cevaplıyoruz: bu akış bozulduğunda kim bakacak?

Araç seçimi

Hazır otomasyon araçları basit bağlantılar için hızlı ve ucuzdur. Sınırları da nettir: adım sayısı arttıkça, koşullu mantık girdikçe ve hacim büyüdükçe hem yönetilmesi zorlaşıyor hem de aylık ücretler yükseliyor.

Kabaca bir ayrım şöyle işliyor: iki sistemi basit bir kuralla bağlıyorsanız hazır araç yeterlidir. Kendi iş kurallarınız devreye giriyorsa ve hacim yüksekse özel geliştirme uzun vadede hem daha ucuz hem daha kararlı oluyor.

Bu ayrımın teknik tarafını API entegrasyonu nedir yazısında anlattık.


Ölçüm tablonuzu çıkardıysanız birlikte bakabiliriz. İş süreçleri ve otomasyon.

Bir sorunuz varsa, önce onu konuşalım.

Ne yapmak istediğinizi anlatın; uygun olup olmadığımızı, ne kadar süreceğini ve nasıl ilerleyeceğimizi ilk görüşmede söyleyelim. Satış konuşması yapmıyoruz.

orsenyazilim@gmail.com